2015’in en iyi bilimsel gelişmelerinden biri olarak gösterilen bu araştırmada , insanların yaşlanırken birbirinden farklı hızlarda yaşlandığı gösterildi.

Duke Üniversitesinde yapılan araştırmada 38 yaşında 1000’e yakın insan incelenerek, aralarında 10 yaştan daha fazla genç görünenler olduğu görüldü. Araştırmacılar biyolojik yaşı; vücut kitle indeksi, tansiyon ve kolesterol seviyesini sağlık belirtisi olarak inceledi. Sonuç ise yıllardır bilim insanları ve insanların merak ettiği; ”neden bazı insanlar 120 yaşına kadar hastalıksız yaşadığını ya da 70 yaşında neden kötü bir şekil aldığını,” ortaya çıkardığını belirtiyor, moleküler biyolog Martin Hetzer.

Erken Yaşlanan Hücreler

Erken Yaşlanan Hücreler

Gerçek Yaş

Yeni Zelandalılar arasında yapılan araştırmada 38 yaşındaki katılımcıların , biyolojik yaşlarının oldukça farklı olduğu görüldü. Sağlıklı genç insanlarda DNA paketleri uzun zincirler halinde sıkı paketler halinde bulunur. Bu düzenli paketlere heterokromatin denir. Yaşlı ve genç insanların dişlerinin DNA’sını incelendiğinde, yaşlılarda DNA paketlerin iyice sıkışmadığı görüldü. Araştırmacılar DNA organizasyonundaki bozulmasının , Werner Sendromu olarak da bilinen erken yaşlanma bozukluğundan kaynaklandığını belirledi.
Genom yapısındaki 3-D yapıdaki değişim nedeniyle , proteinlerin DNA dizinlerine kolayca erişerek onu gizlediği düşünülüyor. İşte protein ve DNA paketleme kötüleştiğinden vücudun temel bariyerleri yıkılarak yaşlanmaya başlayabilir. Beyindeki genç kök hücreler bölünmeye başladığında, araya bir duvar örerek yavru hücrelerin içindeki atık proteinleri ayırır. Bu atık hücresel mekanizmayı kirleterek, kök hücrelerin yeni hücreler üretmesini engeller. Fakat yaşlanan kök hücrelerde endoplazmik retikulumun duvarları zayıflamaya başlar. Zayıflayan duvarlardan, hücresel atıklar sızarak bölünme esnasında kök hücrelerin yeni hücreler üretmesini engeller. Diğer bir koruyucu duvar ise kan-beyin bariyeridir ve zamanla eriyebilir. Bu bariyer genel olarak, beyni kandaki zararlı toksinlerden koruma görevi üstlenir. Fakat beyin MR taramalarında, bu bariyerin nefes alabilirliği ölçülerek, yaşlı insanların hipokampüslerinin etrafında sızdıran duvarlar bulundu.
Beynin bu bölümü öğrenme ve hafıza ile alakalıdır. Duvarlardaki bu sızdırmalar kan-beyin bariyerinin oluşumunda büyük önem arz eden perisit adı verilen hücrelere zarar vermektedir. Kaydedilen bu gelişmelere ilave olarak araştırmacılar büyük yaşlanmaya dair gizemleri çözmeye devam ediyor. Yeni keşfedilen bulgular, telomer kısalması gibi önceki çalışmalara eklendi. Fakat yapboz henüz tamamlandı, çünkü göründüğü kadar basit değil. Halen akılda büyük soru işaretleri var; sağlıklı yaşlanmayı hastalıktan nasıl ayıracağımız ya da genetik mi yoksa çevresel faktörler mi olacağına dair.
Bir sonraki büyük zorluk, Hetzer’e göre ; hücresel değişimlerin neden yaşlanmayı ve etkenlerini açıklamada tek işaret olduğunu açıklayabilmeliyiz. “Bu detayları anlamak bilim insanlarına yeni antiaging (yaşlanma karşıtı) ilaçlar tasarlamada yardımcı olacaktır,” diyor Bethesda Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’nden geriatrist Dr. Felip Sierra . “Nasıl yaşlandığımızı biz kontrol edebilmeliyiz. İnsanları spora veya daha iyi beslenmek için kandırmayı denemek işe yaramıyor, alternatife ihtiyacımız var, “